GÖRME YETERSİZLİĞİ OLAN ÇOCUKLAR İÇİN EĞİTİM ORTAMLARI

GÖRME YETERSİZLİĞİ OLAN ÇOCUKLAR İÇİN EĞİTİM ORTAMLARI

KAVRAMLAR

Normalleştirme

Normalleştirme ilkesini 1960’lı yıllarda ilk kez ortaya atan Nirje (1976)’da normalleştirmeyi şöyle tanımlamaktadır.

Toplumdaki yaşantı biçim ve koşullarının tüm yetersizlikten etkilenmiş kişilerde de sağlanmasıyla onların da diğer kişiler gibi aynı koşullarda günlük yaşam örüntülerine ve yaşantılara sahip olmalarını sağlamaktır.

Bank-Mikkelson (1976) normalleştirme ilkesini yetersizlikten etkilenmiş çocukları özürleriyle kabul ederek diğer yurttaşlarla sağlanan olanaklardan onların da yararlanmasını sağlamak olarak algılamaktadır. Zihinsel engellilerin de kendi yetenek ve becerilerini en yüksek düzeyde geliştirebilmeleri için eğitim-öğretim ve düzeltici sağlık hizmetlerinden yararlanmalarını sağlama normalleştirme ilkesinin bir gereğidir. Normalleştirme ilkesinden,  engellilere toplumda diğer kişilerin yararlandığı hak ve olanaklardan aynı biçim ve düzeyde yararlanmasına imkan verecek koşulların hazırlanması anlaşılmalıdır.

Kaynaştırma

Kaynaştırma ile eğitimde bütünleştirmenin sağlanması ifade edilmektedir. Daha açık olarak, özel olarak yetişmiş elemanların özel destekleriyle özel eğitime muhtaç olduğu tanılanan öğrencilerin normal sınıflarda öğretimlerini değişik zamanlı olarak sürdürmesidir. Kaynaştırma yetersizlikten etkilenmiş olan kişinin yetersizliğinin tanılanmasından sonra gelişimini en yüksek düzeye çıkaracak ve gereksinimlerinin en uygun bir şekilde karşılanacağı bir düzenleme olarak karşımıza çıkmaktadır.

Bütünleştirme

Bütünleştirme genel olarak, bütünleştirilmiş olmayı yada bir toplumun üyesi olmayı ve tamamlayıcı olarak da katılmadığında eksik kalacağını ifade eden bir durum yada olgudur. Bütünleştirme terimi yetersizlikten etkilenmiş kişilere uygulandığında yetersizlikten etkilenmiş kişilerinde diğerleri gibi yaşantılarını toplumun bir üyesi oldukları gibi yani kendileri olarak, kendi duygularının ve kendilerinin farkında olarak yaşamalarına imkan vermektir.

EĞİTİM ORTAMLARI

Ülkemizde görme yetersizliği olan çocuklar için okul öncesi dönemde sistemli bir eğitim etkinliği bulunmamaktadır. Görme yetersizliği olan çocuklar ancak okul çağına geldiklerinde sistemli eğitim etkinliklerinden yararlanabilmektedirler. Görme yetersizliği olan çocukların devam ettiği üç tür eğitim ortamı vardır. Bunlar; Yatılı görme engelliler okulları, özel sınıflar ve birlikte eğitim ortamlarıdır.

Yatılı Görme Engelliler Okulları: Ülkemizde 15 tane yatılı görme engelliler ilköğretim okulu vardır. Bu okullara göz hekimlerince kör tanısı konulan çocuklar alınmaktadır. Okullarda Milli Eğitim Bakanlığı’nca hazırlanan “İlköğretim Programı” izlenmektedir. Programda Hayat Bilgisi, Matematik, Türkçe derslerinin amaçları ve içeriği normal okul programına paraleldir. Normal okul programından farklı olarak, beden eğitimi ve bağımsız hareket, modelaj iş dersleri yer almaktadır.

Görme engelliler okullarında öğrencilerin tercih ettikleri duyu kanalları dikkate alınmaksızın, dokunma ve işitme ağırlıklı eğitim yapılmaktadır.

Özel Sınıf Düzenlemesi: Ülkemizde görme engelli çocuklar için iki tür özel sınıf düzenlemesi bulunmaktadır. Birincisi; normal okul içinde görme engelli çocukların devam ettiği özel sınıf düzenlemesidir. Ülkemizde Antalya, Kayseri ve Mardin’de görme yetersizliği olan çocuklarını devam ettiği üç özel sınıf bulunmaktadır.

Özel sınıf düzenlemelerinin ikincisi ise; Ankara Mitat Enç Görme Engelliler İlköğretim Okulu Bünyesinde bulunan az gören sınıflarıdır. 1997–1998 öğretim yılında bu sınıflara öğrenci alınmaya başlanmıştır. Sınıflarda öğrencilerin tercih ettikleri duyu kanallarına bağlı olarak, basılı materyalle ya da Braille alfabesiyle okuma-yazma öğretilmektedir. Öğrencilerin görmelerini daha verimli kullanabilmeleri için elektronik araçlardan (kapalı devre televizyon sistemleri) ve optik olmayan araçlardan yararlanılmaktadır.

Birlikte Eğitim Ortamları: Görme yetersizliğinden etkilenen öğrencilerin bir kısmının kendi semtlerindeki okullara devam ettikleri bilinmektedir. Ülkemizde Milli Eğitim Bakanlığı denetiminde sistemli kaynaştırma uygulamaları olmadığı için bu çocukların kesin sayısı bilinmemektedir. Sistemli bir kaynaştırma uygulaması olmadığı için, bu çocukların eğitsel gereksinimlerinin saptanıp, bunları karşılamak için program hazırlanması, öğrenci ve sınıf öğretmenleri için destek hizmetlerin sağlanması söz konusu değildir.